Kategori: eczane

D vitamini eksikliği Sizde de olabilir.

D vitamini eksikliği adeta çağın hastalığı gibi

D vitamini

D vitamini eksikliği önemli bir sağlık sorunu

Hem ülkemizde hem de bütün dünyada D vitamini eksiliği adeta bir salgın hastalık gibi gizliden gizliye yayılıyor ve her geçen gün sonuçları daha da çarpıcı bir şekilde ortaya çıkıyor.
Son zamanlarda yapılan bilimsel araştırmaların sonuçları, başta şeker hastalığı ( diabet) olmak üzere, kanser, Hipertansiyon, romatizmal hastalıklar, bağışıklık sistemi bozuklukları, kemik erimesi ve depresyon gibi bir çok hastalığın temelinde D vitamini eksikliğinin rol aldığını gösteriyor. Yeterli D vitamini alan kimselerin bu hastalıklara daha seyrek yakalandığı yönünde bir çok bilimsel çalışmalar var.

D vitamini

D vitamini

D vitamini eksikliği bir hastalıktır ve çok kolay tespit edilebilir.

Bir çok hastanede hatta aile hekimliği merkezinde çok kolay yapılabilen D vitamini ölçümü, bu hastalığın tespitini çok kolay sağlayacaktır. Sizde D vitamini eksikliği tespit edilirse de doktorunuzun önereceği vitamin ilaçları sayesinde çok kolayca bu eksiklik telafi edilecektir. Özellikle çağımızda insanların daha fazla kapalı ortamlarda kalıyor olması, doğal D vitamini döngüsünü bozmakta ve bu şekilde dışarıdan vitamin desteği alma ihtiyacı artmakta.    Devamını Okumak için TIKLAYINIZ

Sağlıkta konforun önemi

İster bir eczane, ister hastane, isterse hastanede olun, bulunduğunuz ortamın konforu çok önemli. Son zamanlarda sağlık hizmetleri kalitesi kadar, sağlık hizmetlerinin sunulduğu ortamın konforu da önem verilen bir konu.

image

Temiz ve ferah bir köşe

Doktor ne kadar başarılı ve bilgili olsa da hekimlik görevini temiz olmayan, huzurlu olmayan bir ortamda sunduğunda hasta memnuniyeti ciddi oranda düşüyor.

image

Hasta ve hasta yakınlarının rahat edebileceği bir ortam tedavinin başarısını arttırıyor. Aynı zamanda hastanın tedaviye katılım ve uyumu da artmış oluyor.

(daha&helliip;)

Sensilis Cilt Bakım ve Makyaj Ürünleri

İspanya’nın en seçkin dermokozmetik markası Sensilis

Sensilis Dermokozmetik

Sensilis Dermokozmetik

İspanyol kozmetik sektörünün gurur kaynağı sayılan Sensilis Markası artık Türkiye’de.  İthalatçı firma ABC Pharma markanın öncelikle eczane ve dermoeczanem.com internet sitesinde halka sunulacağını duyurdu.

Daha önce Cumlaude, DDF ve Jane İredale makyaj markaları ile tanınan ABC Pharma firması ülke genelinde 1000’in üzerinde eczane estetik merkezinde ürünlerini halka sunuyor.  Cilt bakımı ve makyaj konusunda son derece önemli bir tecrübe birikimine sahip olan firma bu yeni markası ile de başarıyı yakalamak amacında.  Devamını Okuyun

Aloe Vera’nın onarıcı etkisi

Aloe Vera bitkisi tabşat aracılığı ile bize sunulan en mükemmel şifa kaynaklarından birisi.

Özellikle cilt bakımı alanında, hasar görmüş hassas ciltlere onarıcı ve yatıştırıcı etki gösteriyor. Bu özelliği ile Alos Vera, hafif yanıklar, güneş yanıkları, epilasyon, peelig ve lazer işlemleri sonrası cildin iyileşme süresini kısaltmak ve cilt yapısını sağlamlaştırmak için kullanılıyor.

 

image

Babe dermokozmetik markasının sunduğu %100 Aloe Vera jel bu amaçla en çok kullanılan ürünlerden biri. Ben de bir Eczacı olarak bu ürünü evimden eksik etmiyorum. Üşengeçlik yüzünden yeterince güneş kremi kullanmadan tüm günü Aquapark’ta gü eş altında geçiren sevgili oğlum bu jel sayesinde rahatladı.

Devamını okumak için TIKLAYINIZ

Bebek ve Çocuklar için Güneş kremleri

Bebekler ve çocuklarda yetişkin güneş kremlerini kullanmayın.

Bebek ve Çocuklar için güneş kremleri

Bebek ve Çocuklar için güneş kremleri

Bebek ve yetişkinler fizyolojik açıdan farklı özelliklere ve farklı direnç kapasitesine sahip olduklarından gerek cilt için gerekse genel anlamda aynı bakım ürünlerini kullanmamalıdırlar.  Günlük hayatta bile yetişkinlerle aynı besinleri yemek  sakıncalı olabilirken, aynı cilt bakım ürünlerini, aynı güneş kremlerini kullanmak nasıl mümkün olabilir ki?  Bu nedenle bebek ve çocuklar için güneş kremleri farklı formüllere sahiptir.  Dermokozmetik markalar içerisinde bu özel formüllere sahip güneş kremlerini eczane raflarında bulmanız mümkün.

Devamını okumak için TIKLAYINIZ

Ecocert Sertifikalı bakım ürünleri

Organik cilt bakımı ve Ecocert Sertifikası

Organik gıdalar kadar, organik cilt bakımı ve makyaj ürünleri de son yıllarda her geçen gün biraz daha fazla ilgi çekiyor. Organik bakım ürünleri popüler oldukça bu yolla haksız kazanç elde edenler de çoğalıyor. Organik olduğunu iddia eden ancak Organik hatta doğal olmaktan çok uzak olan markalar ve kalitesiz ürünler de mevcut.

Bir cilt bakım ürünün organik sayılabilmesi için aranan ilk şart  elbette doğal içeriklerden oluşması. Doğal içerik demek o içeriğin organik olduğu anlamına da gelmiyor. Bu içeriğin sertifikalı organik olması tüketici açısından en önemli güvence.  Bir kozmetik ya da dermokozmetik ürünün organik sertifikalı olabilmesi için  büyük oranda sertifikalı organik içermesi gerekiyor. Bu da yetmiyor ürünün ambalajı, hatta broşürlerinin dahi doğa dostu maddeler kullanılarak üretilmiş olması şart.

Natures Organic Cilt Bakım Ürünleri

Sahte organik bakım ürünlerinden kaçının

Organik içerik

Organik içerik

 

Ürettikleri ürünün içerisine az miktarda sertifikalı organik madde katarak, sanki ortaya çıkan kozmetik ürünü tamamen sertifikalı ürünmüş gibi tanıtan firmalar da oluyor. Aslında bu gibi ürünleri sertifikalı organik içeren ürünler demek daha doğru iken, bazı firmalar organik kelimesinin arkasına sığınıp tüm ürünü organikmiş gibi göstermeyi tercih ediyor.

Bu logo ya da Certified Organic İngredients, o ürünün içeriğinde bir miktar organik ürün olduğunu gösterir, ancak ürünün tamamen organik sertifikalı olduğu anlamına gelmez. Söz gelimi klasik bir şampuanın içerisinde %1 oranında organik sertifikalı ısırgan otu tohumu yağı vardır. Bu ürün tamamen organik değil ancak organik madde içeren bir kozmetiktir.

Ecocert

Ecocert

Devamını okumak için TIKLAYINIZ

Eczanede ilaca ödenen para artıyor

İlaç katkı paylarında vatandaşın cebinden çıkan para artıyor.

SGK

SGK

İlaç bedellerinin  SGK tarafından ödenmesi ile ilgili yapılan yeni düzenleme, 2 konuyu ön plana çıkarıyor. Birincisi ve en önemlisi hastaların artık ilaca daha fazla para ödeyecekleri, diğeri ise kronik hastalıklarda reçete yazım süresinin kısalması. Yani hastalar eskiden 3 aylık ilacı  bir reçetede alabiliyorken, artık  bu süre kısalıyor.
Son bir haftadır ilaç fiyatları ve kullanımı konusunda önemli değişiklikler yaşandı. Bu yenilikler geçtiğimiz günlerde Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) Sağlık Uygulama Tebliği’nde yapılan değişiklikle gündeme geldi. Milliyet’ten Cem kılıç, ilaçtaki değişikliklerle ilgili merak edilen konuları haberine taşıdı.

İLAÇTA TABAN FİYAT NASIL ETKİLER?

SGK’nın yeni düzenlemesiyle bazı eşdeğer ilaç gruplarında hastalarca ilaca ödenen rakamlarda artış olacak. Bu artışın temel sebebi, SGK’nın halen uygulamakta olduğu bant fiyat uygulamasının yanında bundan böyle taban fiyat uygulamasının da devreye girecek olması. SGK, bant fiyat uygulamasında, eşdeğer yani aynı etken maddelere sahip gruptaki ilaçlardan en ucuzunun üzerine yüzde 10 katkı yapmakta idi. Şimdi bazı ilaç gruplarında bundan vazgeçecek ve taban fiyat uygulayacak, yani yüzde 10 katkıyı bu ilaç gruplarında yapmayacak. Diğer yandan bant uygulaması ilaç gruplarının büyük bir bölümünde halen daha devam ediyor ve SGK yüzde 10 katkıyı bu ilaçlarda yapıyor. Katkı yapmadığı ilaç grupları şimdilik sınırlı olacak ve sadece bu ilaç fiyatlarında artış yaşanacak. Ancak SGK’nın yaptığı yüzde 10’luk katkının zamanla tüm eşdeğer ilaçlardan kaldırılması da planlanmakta. Bu şekilde toplam ilaç harcamalarında hastaların eczane ziyaretlerinde ödedikleri toplam ücret tekrar artmış olacak.

Genel Sağlık Sigortası (GSS) Genel Müdürü İsmet Köksal yaptığı açıklamada eşdeğer ilaçların birbiriyle aynı olduğuna vurgu yapıp, dünya örneklerinde de eşdeğer ilaçlara aynı rakamın ödendiğine işaret ediyor. Köksal, uygulamadaki amacın tasarruf yapmak olmadığının altını çizerek, “Artık aynı etken maddeli ilaca aynı parayı ödüyoruz, ‘Bu ikisi aynıdır’ diyoruz. Bunu da diyen biz değil, otorite olarak Sağlık Bakanlığı’dır” diyor.

Aslında bu görüşe katılmamak imkânsız. İlaç harcamalarının çok hızla yükseldiği bir ülkede, gelecekte de ilaç harcamalarını karşılayabilmenin tek yolu akılcı ilaç uygulamalarından geçiyor. Fakat diğer yandan piyasada bulunmayan, ithal edilmeyen, ulaşılması imkansız eşdeğer ilaçların fiyatlarının baz alındığı durumlar da yaşanmıyor değil. Bu durumda bazı ilaçlarda anormal fiyat farkı çıkarken , hastaların fiyat farkı ödememek için alabileceği daha ucuz eşdeğer bulmak imkansız.

Eczane

Eczane

İLACA 15 MİLYAR TL HARCAMA
2014 yılında SGK’nın ilaç harcamalarının 15 milyar TL’nin üzerine çıkacağı ifade ediliyor. Türkiye’de ilaç harcamaları sürekli artış gösteriyor olmakla beraber, ilaçta bilinçli kullanımın olmadığı da görülüyor. Bir araştırmaya göre, evlerde bulunan ilaçların yüzde 32’lik kısmı kullanılmamış, ayrıca antbiyotik kullanımında yapılan yanlışlar, özelikle ilaçların zamanından önce kullanımına son verilmesi de hastalıklarla mücadelede zayıf kalınmasına neden oluyor.

İLAÇ ENDÜSTRİSİ NE DİYOR?

İlaç Endüstrisi İşverenleri Sendikası (İES), SGK’nın yaptığı son değişikliklerin haberleri olmadan yapılmasının doğru olmadığını savunuyor. Endüstriye göre,
– Uygulama kapsamına alınan gruplardaki ürünler için hızla yeni bir fiyat erozyonu yaşanabilecek ve bu ürünlerin pazarları emtialaşabilir.
– Üreticiler pazarı ele geçirmek adına irrasyonel ve yanlış fiyatlamalara gidebilir.
– Hızla emtialaşan bir pazarda ürün kalitesi ve çeşitliliği hızla gerileyebilir.
– Buna bağlı olarak gelecekte arz sıkıntıları ortaya çıkabilir.
– Tasarruf amacıyla yapılan bu uygulama sonunda pazardan yok olan emtialaşmış/değersiz ürünlerin yerini çok daha yüksek fiyatlı ürünler alabilir.

Sonuç olarak, SGK’nın son düzenlemesi sınırlı bir ilaç grubunda katkı payı artışı yaratabilir. Ancak, bu artış tamamen hastanın tercihleri ile ilgili. Aynı etken maddelere sahip, aynı tedavi sonuçları yaratan ilaçlar için farklı fiyatlar çıkması piyasa koşuları için normal kabul edilse de ülkedeki en büyük ilaç alıcısı olan SGK için, aynı sonucu doğuran iki ilaçtan birine daha fazla para ödüyor olmak anlamlı gelmiyor. Vatandaşın cebinden çıkan 1 TL fazla para, aynı zamanda devletin de kaybı olabiliyor. İlaç piyasası ve eczane gelirlerindeki düşüş eczacılık mesleğinin geleceği hakkındaki kaygılar, eczacıları cilt bakımı ve makyaj alanına yönelmeye sevk ediyor. Bu durumda da eczacıların asıl görevlerinden uzaklaşması sağlık hizmetlerinin kalitesini düşürüyor.

EŞDEĞER İLAÇ NE DEMEK?

İlaçlar referans ilaç (orijinal) ve eşdeğer ilaç (jenerik) olmak üzere ikiye ayrılır. Eşdeğer ilaçlar, referans ilaçlarla aynı özelliklere sahip olduğu, dolayısıyla, hasta üzerinde aynı tedaviyi sağladığı bilimsel çalışmalarla kanıtlanan ve referans ilaçların koruma süreleri bittikten sonra satışa sunulan ürünlerdir. Bir eşdeğer ilaç, referansıyla aynı etkinlik, kalite ve güvenilirliktedir. Referans ilaç, inovatör firma tarafından geliştirilerek patent koruması altında pazara verilen ilk üründür. Koruma süreleri bittikten sonra bu ürünler referans alınarak eşdeğer ilaçlar üretilir. Eşdeğer ilaç ile orijinal ilaç arasında tedaviye etki bakımından hiçbir fark yoktur.

KRONİK HASTAYA 3 AYDA BİR REÇETE

Kronik hastalığı olanların ilaç kullanımlarında önemli bir değişiklik yapıldı. Buna göre, SGK, 1 yılda 2 kere reçete yazılması yerine bu sayıyı 4’e çıkardı. 6 ay yerine 3 ayda bir reçete yazılacak olması, özellikle evinden çıkamayacak derecede hasta olanların yakınları tarafından eleştirilmekte. Ancak yetkililer, aile hekimliği uzmanlarının da bu ilaçları yazabileceğini, hatta hastanın ayağına giderek reçete yazabileceklerini, dolayısıyla doktora erişimin bu kadar kolaylaştığı bir ortamda sorun olmayacağı görüşündeler. Açıkçası, suiistimallerin ortadan kaldırılması bakımından 3’er aylık reçete yazımı akla daha yatkın görünüyor.

İLAÇTA KATKI PAYI 2 KATINA ÇIKIYOR MU?

Bu sorunun cevabını bir örnekle açıklayalım: Diyelim ki, aynı etken maddeyi aynı dozda içeren 3 tansiyon düşürücü ilaç var (A, B ve C ilaçları). Bu ilaçlara eşdeğer ilaçlar deniyor. Yani isim ve marka dışında hiçbir farkları yok. Aynı tedaviyi sağlıyorlar. Bu ilaçlar sırası ile 10 TL, 12 TL ve 15 TL olsun. (A=10TL, B=12TL ve C=15TL). Dolayısıyla bu gruptaki en ucuz ilaç bedeli 10 TL. Şimdi bu ilaçlar için hastaların ödeyeceği fark ücretleri yapılan değişikliğe kadar şu şekilde hesaplanıyordu: SGK, 10 TL’lik bu en ucuz A ilacının yüzde 10 fazlasına kadar ödüyordu. Yani 10 TL+yüzde 10= 11 TL ödüyordu. Eğer hastanın reçetesinde A ilacı yazılı ise hasta eczanede fark ödemiyordu, B ilacı yazılı ise hasta 12TL-11 TL= 1TL fark ödüyordu, C ilacı yazılı ise 15TL-11TL= 4TL fark ödüyordu. Ya da fark ödememek için 10 TL’lik A ilacını tercih edebiliyordu. İşte buna bant aralığı uygulaması deniyordu. Bu uygulama bazı ilaçlar için önümüzdeki günlerde devam edecek.

1 EKİM’DE GEÇERLİ
Yeni sistemde ise (1 Ekim 2014 itibariyle), bant aralığı uygulamasının yanı sıra bir de taban fiyat uygulaması hayata geçecek. Taban fiyat uygulamasıyla devlet örnekte yer alan gruptaki 10 TL’lik en ucuz A ilacının bedeli kadar ödeyecek, daha fazlasını ödemeyecek. Yani eğer hastanın reçetesinde B ilacı yazılı ise hasta 12 TL10 TL= 2 TL fark ödeyecek. 15 TL’lik ilaç yazılı ise 15 TL10 TL= 5 TL fark ödeyecek. Ya da yine fark ödememek için 10 TL’lik A ilacını tercih edebilecek.

Yukarıdaki örnekten devam edecek olursak; eğer hastaya B ilacı reçete edildiyse ve hasta bu ilacı almak istiyorsa, eskiden 1 TL fark ödüyordu, artık 2 TL ödeyecek, yani evet fark 2 katına çıkacak. Ancak, hastaya C ilacı reçete edildiyse ve hasta bu ilacı almak istiyorsa, eskiden 4 TL fark ödüyordu, artık 5 TL ödeyecek, yani fark 2 katına çıkmayacak, 1 TL artış olacak. Diğer yandan, hastaya B ya da C reçete edildiyse ve hasta A ilacını almayı kabul ediyorsa, eskiden olduğu gibi şimdi de fark ödemeyecek.

Hemen ifade edelim; SGK bürokratlarının yapmış oldukları hesaba göre, yeni uygulama hiçbir zaman iki kat fark ücretine neden olmayacak, en fazla 0.75’lik bir artış sınırlı bir ilaç grubunda yaşanacak.

Eczacı aranıyor

Eczanede çalışmak üzere eczacılar aranıyor !

Eczacılık

Eczacılık

Eczacı çalıştırma zorunluluğu

Türk Eczacıları Birliğinin talebi üzerine harekete geçen Sağlık Bakanlığı Eczacılık Fakültelerinden mezun olan ancak eczane açmak istemeyen ya da açamayan eczacıları istihdam etmek üzere, yüksek ciro yapan eczanelerde her 2 milyon TL’lik ciro için fazladan bir eczacı çalıştırma zorunluluğu getirdi.  Yani yıllık cirosu 2 milyon TL den düşük olan eczanelerde eczacılık hizmetleri  eczane sahibi olan eczacı tarafından yürütülürken, 2 milyonu geçen eczaneler ilave 1 eczacı , 4 milyonu  geçen eczanelere ilave 2 eczacı daha çalıştırmak zorunda olacak. Bu hesapla hazırlanan listede, Ankara’da bir tıp fakültesi karşısındaki eczanenin 12 ilave eczacı çalıştırma zorunluluğu ortaya çıkmış. Yine 7-8 hatta 10 eczacı çalıştırma zorunluluğu gelen eczaneler var.  12 eczacı çalıştıracak olan eczanedeki bankonun genişliği 6 metre. Yani metreye 2 eczacı düşen bir eczane düşünün .  Eczanenin sahibi de kendisine ayrı bir yer bulur artık.  Öte yandan eczanede yer kalmadığı için para bozdurmaya, çay söylemeye de en kıdemsiz eczacı gider gelir. Şaka bir yana yüksek cirolu eczanelerin çok yüksek kar oranları ile çalışmadığını her eczacı biliyor. Kademeli kar marjı denilen fiyatlandırma yöntemi uygulanmaya başladıktan sonra,  dördüncü, beşinci kademe ilaçlarda eczacıların karı  çoğu yerde işletme giderlerini karşılayacak rakamların dahi altına düşüyor. Bürüt %7’lere kadar düşen bir karlılık söz konusu.  Bir kısım eczane ise yüksek cirolara ilaç ya da reçete karşılığında değil, parfüm, dermokozmetik ve ıtriyat satışı ile ulaşmakta.  Yani doğrudan bir eczacı tarafından yürütülmesi zorunlu olmayan satışlar sonucu oluşan ciro, eczaneye eczacı çalıştırma zorunluluğu olarak geri dönüyor.

Eczane Eczacısı ne iş yapar?

Eczane eczacılarına devlet tarafından yüklenen görev reçete karşılığı ilaç karşılama görevidir. Bunun dışında eczanede eczacı olmayı gerektiren bir görev yoktur.  İlaçların reçetesiz satışı zaten yasal olarak mümkün değildir. Reçetesiz satılan ürünlerin satışı için ise eczacı olma zorunluluğu yoktur.  Gerçi son zamanlarda bazı medikal malzemeleri ve takviye edici gıdaları satabilmek için gerekli şartlarla ilgili bir yönetmelik hazırlanmış ve resmi gazetede yayınlanmıştı. Buna göre tıbbi cihaz sayılan bazı medikal malzeme ve destek ürünlerinin satışını yapabilecek kimseler arasına eczacılar da alınmıştı. Ancak aynı kategoride tıbbi sekreterler de var. Dolayısı ile çalıştırılması gereken eczacı sayısı hesaplanırken, eczanenin toplam cirosuna değil, ilaç satışına bakılması gerekir. Kaldı ki ilacın pahalı olması o ilacın satışı ile ilgili daha fazla eczacılık mesaisi ya da daha fazla mesleki bilgi gerektirdiği düşünülemez. Yani asıl göz önünde bulundurulması gereken şey eczacının ortalama olarak hizmet verdiği hasta sayısıdır. Her ne kadar Sosyal güvenlik kurumu bunu bir hizmet olarak görüp  karşılığında doğru düzgün bir ödeme yapmıyor olsa da eczacıların asıl yaptığı, sağlık danışmanlığı ve ilaç kullanım yönetimidir. Buna eczacılık biliminde farmasötik bakım denmektedir. Hastanın ilaçlarını doğru  olarak kullanması, ilaç yan etkilerinden ve ilaç etkileşimlerinden korunması, hastalığının seyri ile bağlantılı şekilde doğru bir ilaç kullanım yönetimi uygulanması konusunda eczacılar önemli görevler alırlar. Bu gün için SGK eczacılara bu hizmet karşılığında 25 kuruş gibi bir bedel ödemektedir.  Bir eczacının eczacı teknisyenleri ile beraber bir  günde ortalama 150 reçeteyi bu hizmetleri aksatmadan vermesi mümkündür. Bu sayının üzerine çıkıldığında ya hizmet aksar ya da sadece ilaç satışına dönüşür, bilgilendirme ve danışma hizmeti verilemez hale gelir.  Kaldı ki ülkemizde bir dahiliye uzmanı hekim de günde 130 hasta bakmakta.  Elbette bu sayı düşürülmeli ve hizmet kalitesi arttırılmalıdır.

Kozmetik satan eczane neden daha çok eczacı çalıştırsın?

Devamını okumak için TIKLAYINIZ

Deodorant nedir nasıl kullanılır?

Deodorant nedir ? Nasıl kullanılır

Bu yazımızda deodorant ve parfüm kullanımından, yapılan yanlışlardan ve aslında nasıl doğru olarak kullanılacağından bahsedeceğiz.

deodorant-nasil-kullanilir

Deodorant kullanımı

 

Özellikle az gelişmiş ülkelerde ve bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde gerek eğitim düzeyi gerekse maddi sıkıntılar nedeniyle deodorant ve antiperspirantlar parfüm gibi kullanılmakta ve bu da sağlığımız açısından bize zarar vermektedir.

Deodorantlar terlemeyi önlemez. Deodorantlar terin bozularak kötü  koku veren maddelere dönüşmesini önlemeye yardımcı olur. Ter bezlerinin ürettiği ter sterildir. Yani bakteri, mantar ve mikrop içermezler. Ancak terimiz salgılanıp cilt ile temas ettiği andan itibaren cilt üzerinde bulunan bakteriler tarafından parçalanmaya başlar. Bu sırada oluşan kimyasallar çoğu zaman kötü kokuludur. Deodorantlar ise bu kötü koku oluşumunu bir kaç şekilde önler. Bazıları antiseptik özellik göstererek ter parçalayan bakterileri öldürür. Bazıları ise koku giderici kimyasallar içerir.

Deodorantlar ter kokusunu engellemek için geliştirilen, asıl amacı bu olan kimyevi bazen de bitkisel maddelerdir. Deodorant koltuk altına uygulanır ve ter kokusunu engeller. Deodorantın etkili olarak kullanılması için uygulanacak bölgenin kir, kıl ve nemden arındırılmış yani tertemiz olması gerekmektedir. Deodorantlar her ne kadar hoş kokulu olsalar da bu kokuları parfümler gibi uzun süreli değillerdir ve de asıl amaçları güzel kokmanızı sağlamak değil ter kokmamanızı sağlamaktır. Bu yüzden deodorant kullanımına özen göstermeli ve ter kokusundan kurtularak kendinize olan güveninizi tekrar kazanmalısınız. Yapılan bir diğer yanlış da deodorantı her gün kullanmamaktır. Deodorantlar gündelik kullanıma hizmet edecek şekilde formülize edilmişlerdir. Bu yüzden deodorantı günlük olarak kullanmanız gerekmektedir.

Antiperspirant nedir?

Antiperspirantlar  ter bezlerinin ağızlarını büzerek terlemeyi önleyen kimyasal maddeler içeren kozmetiklerdir. Çoğunlukla Alüminyum içeren formülleri vardır. Ter bezlerinin deri üzerine çıkış yapan ağızlarında sıcaklığa göre büzülüp genişleyen ve ter salınımı sağlayan bir sistem vardır. Antiperspirant ürünler bu ağzı geçici olarak tıkar ve ter salınımını önler. Alüminyum bir ağır metaldir . Sağlam çitten kolay kolay emilmez. Ancak tahriş olmuş ciltten emilme riski olabilir. Ayrıca  çok geniş alanlara uygulanması da sakıncalıdır. Bu nedenle antiperspirant ürünler sadece gerektiği zamanlarda ve sadece koltuk altında kullanılmalıdır. Aşırı terleme problemi olanlar elleri ve ayakları için de alüminyum içeren antiperspirantlar kullanırlar.  Antiperspirantlar koku verme amaçlı değil, terleme önleme amaçlıdır.

 

Dedodorantlar solunum yoluyla alınabilecek zararlı kimyasallar içermektedir bu yüzden sprey deodorant kullanıyorsanız aşırı deodorant sıkmaktan kaçınmalısınız. Eğer krem ya da roll-on tarzı sürme işlemi ile uygulanan deodorantlar kullanıyorsanız yine fazla uygulamaktan kaçınmalısınız. Eğer fazla uygularsanız bu cildinizi tahriş edecek hatta kaşınmanıza ve sızlamalara yol açabilecektir.

Deodorant kullanımından bu kadar bahsettikten sonra şimdi de parfüm’den bahsedelim. Parfümler pahalı ürünlerdir. Bu yüzden çok fazla insan kullanmamaktadır. Ama parfümler “az” uygulandıklarından pahalı olmalarına rağmen çok uzun süre tükenmemektedir. Bu yüzden hesaplı olduklarını da söyleyebiliriz. Parfüm kullanırken burnumuz koku alma duyusunu yorularak çabuk yitireceğinden elimizde olmadan çok fazla parfüm sıkmaktayız. Bu da burundaki sinirlerin uyarılmasına ve baş ağrısı gibi sorunlara sebep olmaktadır. Parfüm boyun bölgesine 2-3 sprey şeklinde uygulanmalı ve de daha fazla işlem yapılmamalıdır.

 

Son zamanlarda artan imitasyon parfümlerden çekinmenizde fayda var. Bu parfümler doğal aromalar içermedikleri ve ucuz kimyasallar içerdikleri için sağlığınıza ciddi etkilerde bulunur. Unutulmamalıdır ki parfümler ciltle temas halinde olan maddelerdir ve cildimizin sağlığı her şeyden önemlidir.

Bu yazıya gelmek için ne arama yaptılar:

deodorant nasıl kullanılır
deodorant nedir
deodorant ve parfüm aynı anda
parfüm ve deodorant nasıl kullanılır
deodorant kullanımı
deodorant nasıl kullanılmalı
sprey deodorant zararları
deodorantı parfüm olarak kullanmak
deodorant neden kullanılır
deodorant parfümler

Ülkemizde gerek market gerekse eczane kaynaklı bir çok deodorant ve antiperspirant ürün bulunmaktadır. Bu ürünlerin bazılarını dermokozmetik ürün olarak tanımlamak mümkündür. Örneğin Vichy, Druid , Nuxe ve Bioderma markalarına ait deodorantlar mevcuttur. Ülkemize yeni gelen markalardan biri olan SVR Ürünlerine ait Spiral serisi deodorantlar da oldukça popüler kullanıma sahiptir.  Eczanede satılan deodorantlar için http://www.dermoeczanem.com/parfum-deodorant adresini ziyaret edebilirsiniz.

SVR Ürünleri

SVR CİLT BAKIM ÜRÜNLERİ İLE KUSURSUZ CİLTLERE

SVR Ürünleri

SVR Cilt Bakım Ürünleri

Türkiye’de yeni yeni adını duyurmaya başlayan SVR cilt bakım ürünlerini dermoeczanem.com ayrıcalığıyla siz müşterilerimize sunuyor olmaktan kıvanç duyuyoruz. SVR , Fransa ‘da kurulmuş, elli yıldır yenilikçi dermo-kozmetik cilt bakım ürünleri geliştiren, üreten ve ihraç eden bir şirkettir. SVR ürünleri, elliyi aşkın ülkede sağlık personelleri tarafından tavsiye edilmekte ve eczanelerde satılmaktadır.
SVR markası her cilt için özel ve etkin çözümler sunar ve ürünlerini pek çok kalite kontrol aşamasından geçirerek, kurallara katı bir şekilde bağlı olarak endüstriyel sürece uygun olarak geliştirir. Çünkü herkesin cildi eşsizdir ve SVR her problem için bir çözüme sahiptir. Dermokozmetik cilt bakımı sunan bu ürünler bayii eczane ve online eczane sitelerinden temin edilebilmekte.
Farklı sorunlar, farklı cilt tipleri için ayrı ürün gruplarıyla tüketicisinin karşısına çıkan SVR terleme önleyici deodorantları ve güneş koruyucu ürünleri ile bu sektörün iddalı isimleri arasında yer almayı hedefliyor. SVR ‘ın ürün gruplarını kısa başlıklar halinde sizlere tanıtmak istiyoruz.

Yaşlanma karşıtı cilt bakımı ürünleri : CHRONOLYS, SPECILIFT, SVR ANTI – AGE EXPERTS

CHRONOLYS Ürün serisi
Cildimde henüz bir yaşlanma belirtisi oluşmadı, yaşlanma belirtilerine karşı korunmak ve daha yoğun bir nemlendirme istiyorum diyorsanız, size uygun olan ürün bu ürün demektir.
SPECILIFT Ürün serisi
Yoğun bir iş temposunda, cildiyle yeteri kadar ilgilenemeyen ve yeni yeni yaşlılık belirtileri görülen bayanların cildindeki sıkılık kaybı için günlük kullanabileceği bir bakım serisidir. Cildin sıkılığını artırarak daha enerjik ve daha genç görünmenizi sağlar.
SVR ANTI – AGE EXPERTS Ürün serisi
Gün geçtikçe derinleşen çizgilere ve sıkılığını iyiden iyiye kaybetmeye başlayan cilt için formülleştirilmiş bir üründür. Kök hücrelerinin gücü sayesinde genç hücre rezervlerini yeniler, yeniden hayat verir, canlandırır ve korur.

Kuru ciltler için bakım ürünleri : TOPIALYSE, XERIAL
TOPIALYSE Ürün serisi
Sürekli tekrarlayan alerjik reaksiyonlar, kuruluk ve kaşıntı karşıtı geliştirilmiş bir seridir. Yoğun nemlendirici bakım sağlar. Bebek, çocuk ve yetişkinlerde kullanılabilir. Paraben içermez.

XERIAL Ürün serisi
Özellikle kuru cildin farklı tipleri için dizayn edilmiş yenilikçi bir dermokozmetik ürün grubudur. Uzun süren nemlendirme sağlar , cildi pürüzsüzleştiren ve yumuşatan pullanma karşıtı etkiye sahiptir.

Kızarık ve hassas ciltler için cilt bakım ürünleri : RUBIALINE

RUBIALINE Ürün serisi

SVR Ürünleri çeşitleri

SVR Rubialine

Bayan ve ya erkek herkesin kullanımına uygun olan bu ürün yatıştırıcı ve rahatlatıcı özellikleri sayesinde hızlı ve uzun süreli sonuçlar verir.

Güneş koruyucular ve spesifik bakım için cilt bakım ürünleri : SUNCARE, LYSALPHA

SUNCARE Ürün serisi
Yaz aylarında, güneşin tadını doyasıya çıkartırken hassas cildinizi güneşin zararlı ışınlarından korumanız için geliştirilmiş, 50 koruma faktörlü ürünler serisidir.

LYSALPHA Ürün serisi
Karmadan yağlıya dönük, zaman zaman akne oluşumu görülen ciltler için etkin bir seridir. Ölü hücre birikimini azaltır ve gözenekleri arındırır, fazla sebum üretimini durdurarak cildi arındırır.

Perspirasyon terleme karşıtı cilt bakım ürünleri :SPIRIAL

SPIRIAL Ürün serisi
Terlemeyi azaltan ve kötü kokuları engelleyen etkin formülü ile gün boyu ferahlık ve tazelik sağlayan bir seridir. Roll-on, spray, kem ve jel seçenekleri ile farklı bölgelerdeki terlemeler için uygun olan ürünü seçebilirsiniz.

Klinik Eczacılık Nedir?

Eczacılığın geleceği klinik eczacılıkta

Eczacılık

Eczacılık

Eczacılık mesleği ,özellikle sosyal güvenlik sistemindeki köklü değişikliklerin yaşandığı 2005 yılından sonra çok önem kazandı.  Doksanlı yılların sonunda ülkemizde yaşanan büyük ekonomik krizin ardından , 2002 yılı itibari ile devlet bütçesinden sosyal güvenlik ve sağlık harcamalarına daha çok pay ayrılmaya başlaması ile serbest eczanelerin gelirleri de oldukça iyi noktalara ulaşmıştı. 2005 yılında SSK eczanelerinin kapanması ve tüm kamu hastanelerinin tek çatı altında Sağlık Bakanlığı’na bağlanması ile beraber , serbest eczacılık yapanlar çok yüksek gelirler elde etmişlerdi. Bu dönemde eczacılık fakültelerine ve eczacılık eğitimine duyulan ilgi tavan yapmış, bir çok eczacılık fakültesinin giriş puanı tıp fakültelerini geride bırakmıştı.  Ancak artan harcamaların bütçeyi tüketmesi ve yüksek ilaç fiyatlarının sebep olduğu finansman sıkıntısı nedeni ile, arda arda SGK lehine değiştirilen ilaç fiyat kararnamesi ile , hem eczacılar yüzdesel kar oranı hem de ilaç fiyatları defalarca düşürüldü.  Gençlerin meslek seçerken kazanç durumuna baktıkları da kesin. Google arama raporlarında LYS sınavlarından sonra eczacılıkla ilgili en çok aranan başlık şu :

Eczacılar ne kadar kazanıyor? :

Eczacılık mesleği ülkemizde eczaneye hapsedilmiş bir meslek olmaktan uzun süre çıkamadı. Eczane eczacılığı ise yoğun bürokrasi ve kısıtlı mesleki yetki nedeni ile reçeteye yazılan ilaçları hastaya vermekten öteye geçemeyen bir dar alanda kısılmış kalmıştı.  Oysa dünyada eczacılığa çok farklı bir misyon yüklenmişti. Bu bağlamda farmasötik bakım ve klinik eczacılık terimleri ön plana çıkmaya başladı.  Çünkü ilaç kullanan hastaların büyük kısmı , ilaç kullanım hataları , doz hataları ve düzensizlikleri ya da sağlık sistemindeki diğer çarpıklıklar nedeni ile gerekli faydayı göremiyor, ya da bazı yan etkilere maruz kalıyorlardı. Hatta yanlış ilaç kullanımı bir çok hastalıktan daha fazla can alıyor ya da kalıcı sağlık sorunlarına sebep olabiliyor. Diğer yandan hastaların sağlık danışmanlarına duyduğu ihtiyacı en iyi şekilde ve en kolay giderebilecek meslek gurubu da yine eczacılar olarak görülmekte. Bu gün eczacılar  yaşadıkları ekonomik kayıpları telafi edebilmek için, dermokozmetik , makyaj ve cilt bakımı ürünleri satmak yoluna başvuruyorlar.

Bu nedenle başlangıçta Marmara Üniversitesi Eczacılık fakültesinde başlayan klinik eczacılık dersleri, zamanla hemen hemen tüm eczacılık fakültelerine yaygınlaştı.  Bir çok özel hastane klinik eczacılık uzmanlarını istihdam etme çabasında.  Öte yandan klinik eczacılık yüksek lisansı yapmış uzman eczacıların yönettiği serbest eczaneler de halk sağlığına  katkı sağlamaya başladı. Fakat halen resmi olarak klinik eczacılar hak ettikleri mesleki haklara kavuşmuş değiller.

Yine de herkesin üzerinde birleştiği bir şey var ki o da Eczacılık mesleğinin geleceği branşlaşmakta ve uzmanlık dallarına ilginin artmasında. Klinik eczacılık, kemoterapi , nükleer tıp alanında uzmanlık, endüstriyel eczacılık popüler uzmanlık alanları olarak göze çarpıyor. Aşağıda çok değerli bir  uzman eczacımızın yazısına yer veriyorum.  Devamını Okumak için TIKLAYINIZ

Menu Title