Aylar: Mayıs 2014

Probiyotik ve Prebiyotik maddeler

PROBİYOTİK VE PREBİYOTİK NE DEMEK ?

PROBİYOTİK VE PREBİYOTİK VÜCUDA NASIL FAYDA EDER?

 

 

Probiyotik bakteriler

Probiyotik bakteriler

Farklı sebeplerden ileri gelen ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olan farklı oluşumlara karşı uzun yıllardan beri farklı antibiyotikler kullanılıyor. Antibiyotiklerin belli periyotlarda ve belli dozlardaki kullanımı sonucunda, metabolizmada gözlenen rahatsızlıklar tedavi edilebilmekte. Ancak zaman içerisinde kullanılan antibiyotik türleri ve bunların tedavideki dozlarının insan metabolizmasında yararlı faaliyetleri olan (özellikle de sindirimsel florada) mikroorganizmaları inaktive ettiği ya da sayısını azalttığı ve bunun sonucunda  normal floranın bozularak, vücutta antibiyotiklerden kaynaklanan bazı rahatsızlıkların (alerji, diyare, gaz  gibi) ortaya çıktığı belirlendi. Probiyotik ve prebiyotiklerin önemi de burada ortaya çıkıyor.

Bunun yanında bilim adamları günlük yaşamın getirdiği bazı olumsuzluklardan (çevrede olan ani değişmeler, su ve besinlerin kaliteleri, hayvansal ürünlerin aşırı miktarları, kafein, alkol kullanımı) ve farklı türdeki zararlıların  enfeksiyonlarından dolayı (sinirsel yorgunluk ve stres gibi) vücudun normal florasının etkilendiğini de ortaya koydular.

Probiyotik içeren gıdaların ne anlama geldiğini bilmek için, önce vücudumuzun normal bakterilerinden haberdar olmalıyız. Bağırsaklarımızda 100 trilyon kadar bakteri vardır ve bunların bir kısmeı faydalı bir kısmı zararlı bakterilerdir. Sağlıklı bireylerde faydalı bakteri sayısı fazladır ve bağırsaklarda besinlerin emilimini sağladığı gibi bazı vitaminler üretirler. Zararlı bakteriler ise çeşitli toksin denen zehirli ve sağlığa zararlı maddeler salgılar ve hastalık yapar. Bağırsaktaki faydalı bakteri sayısını artırabilmek içn probiyotikler kullanılabilir. Probiyotikler canlı organizmalar yani çoğunlukla bakterilerdir.

Prebiyotik ise daha farklıdır ve bunlar sindirilemeyen gıda parçalarıdır ve faydalı bakterilerin kolonda (kalın barsak) üremesini sağlar. Prebiyotik ve probiyotikler bir arada olursa bunlara sinbiyotik adı verilir. Probiyotikler bağışıklık sisteminin iyi çalışması, bakterilerden korunma, gıdaların sindirimi ve emilimi için gereklidir. Bu bakteriler vücutta bir denge halinde bulunurlar. Kullanılan antibiyotikler, vücuda giren diğer bakteri, mantar ve parazitler bu dengeyi bozabilir.

Vücudun doğal sindirimsel florasında bulunan ve organizma için yararlı olan bakterilerin gitgide sayılarının azalması, tamamen yok olması karşısında bilim dünyası bu yararlı florayı korumak ya da tekrar geri kazanmak için arayışa girmiş ve “Probiyotik mikroorganizmalar” farklı ürünler (mandıra ürünleri, meyve suları, çikolata ve et ürünleri) ile tüketime sunulmuşlardır. Dermokozmetik ürünlerde dahi probiyotiklerden elde edilen bazı maddeler kullanılmaktadır ( Seramid vb.)

Probiyotikler kapsül, toz ve gıda halinde olabilir. Probiyotik içeren gıdalar süt, yoğurt , kefir, peynir ve soya içecekleridir.
Probiyotikler bağırsak sağlığı açısından çok önemlidir. Laktoz intoleransına iyi geldiği gibi, bağırsaklardaki enfeksiyona karşı direnç kazandırır, seyahat ishallerine ( Turist ishali) iyi gelir, gaz ve şişkinliği azaltır.

Bağırsak hastalıklarında yoğurtta bulunan faydalı bakteriler her zaman yeterli gelmeyebilir. Bu nedenle bağırsak hastalıklarına ilave olarak probiyotik almak gerekebilir.

Probiyotiklerin faydaları

Probiyotiklerin faydaları

Bağışıklık Sistemine Etkileri

Probiyotik bakterilerin canlı hücrelerinin barsaklarda bulunmaları halinde, bağışıklık sistemini uyardıkları ve kuvvetlendirdikleri belirtilmiştir. Spesifik laktik asit bakteri suşları ile fermente edilen süt ürünlerinin tüketilmesiyle bağışıklığı artıran peptidlerin üretiminde artış olduğu ve bunlardan bazılarının antitümör etkinliğe sahip oldukları belirtilmiştir. Bağışıklık sisteminin uyarılmasıyla serumda IgA gibi antikorların artması virüs, Clostridium, E. coli gibi patojenlere karşı vücudun dirençliliğinin arttığı kaydedilmiştir.

Probiyotik ve Prebiyotiklerin Metabolizmaya Yardımcı Olmaları

Probiyotik bakteriler, gıdaların sindiriminde bağırsaklara yardımcı olurlar ve sağlıklı bir metabolik aktivitenin oluşmasına yardımcı olurlar. Bu şekilde beslenmeye ve büyümeye yardım ederler. Bağırsaklarda selüloz ve diğer sindirilemeyen gıda bileşenlerini parçalayarak sindirim sistemine yardımcı olurlar.

Bağırsak Mikroflorasının Korunması

Probiyotik bakteriler; yeni doğanlarda, antibiyotik kullanımında veya günlük yaşamın getirdiği koşullara bağlı olarak bozulan bağırsak mikroflorasının oluşmasına yardımcı olurlar. İstenmeyen bakterilerin, mayaların ve küflerin çoğalmasını kontrol altında tutarak bağırsak mikroflorasının bozulmasını engellerler.

Vitamin Üretimi

Probiyotik bakteriler bağırsak florasında yeterli sayıda bulunduklarında, vitamin ve amino asit sentezledikleri belirtilmiştir. Bu bakterilerin ürettiği vitaminlerin en önemlileri, tioamin (B1), riboflavin (B2), piridoksin (B6) gibi vitaminlerdir.

Reçetesiz antibiyotik kullanımı

 

Antibiyotik kullanımı

Antibiyotik kullanımı

 

Düzensiz Antibiyotik kullanımı  ,  reçetesiz antibiyotik kullanımı :

Antibiyotiklerin aşırı tüketimi nedeniyle direnç kazanan bakteriler insanoğlunu tehdit ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırmasına göre, sıradan hastalıklarda bile ölümler artabilir. Ülkemizde önümüzdeki 20 yıl içinde en az 200 bin kişinin gereksiz antibiyotik kullanımını nedeni ile hayatını kaybetmesi muhtemel görülüyor.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından hazırlanan raporda antibiyotiklere direnç gösteren bakterilerin tüm dünyayı tehdit ettiği açıklandı. Raporda antibiyotiklerin aşırı kullanımı nedeniyle ishal, kan zehirlenmesi, zatürree ve bel soğukluğu gibi hastalıklardan kaynaklanan ölümlerin artabileceği bildirildi. Raporu hazırlayan doktorlar, 114 ülkenin sağlık verilerini baz alarak kan zehirlenmesi, tüberküloz, ishal ve bel soğukluğu gibi hastalıklara neden olan 7 virüsü mercek altına aldı. Antibiyotiklerin aşırı kullanımından kaynaklanan bakteri direnci krizinin, tüm dünyada 25 milyon kişiyi tehdit eden AIDS salgınından çok daha vahim bir durumda olduğu belirtildi.
TÜKETİME SORGULAMA 

Uzmanlar antibiyotiklerin aşırı şekilde tüketimini körükleyen modern tıbba yönelik bir sorgulamanın yapılması gerektiğini de vurguluyor. Raporda, 1980’li yıllarda AIDS’e karşı alınan tedbirlerin antibiyotiklere karşı da alınması gerektiği konusunda uyarıda bulunuluyor. Bilim insanları, antibiyotiklerin aşırı kullanımından kaynaklanan tehdidin bir öngörü olmadığını, şu anda bariz etkileri görülen bir tehlike olduğunu belirtiyor. Dünya Sağlık Örgütü’nde görev yapan Doktor Keiji Fukuda, geliştirilen tıbbî tedavi yöntemleri sonucu birkaç yüzyıldır ölümlere neden olmayan küçük hastalıkların, tekrar çok önceki dönemlerde olduğu gibi ölümlere neden olabileceğini açıkladı.

HER ÜLKEDE FARKLI DİRENÇ 

Uzmanlar bakterilerin antibiyotiğe olan direncinin her ülkede farklı olduğunu ifade ediyor. Koli basili bakterisinin üçüncü nesil sefalosporin antibiyotiğine Fransa’da yüzde 8.2, ABD’de yüzde 41.6 ve İtalya’da yüzde 19.8 oranında direnç gösterdiği kaydedildi. Aynı direnç farklılıklarının diğer bakterilerde de görüldüğü belirtiliyor.

Menu Title