Aylar: Mart 2014

Cosmed Cilt Bakım Ürünleri

Yerli dermokozmetik Cosmed Cilt Bakım ürünleri

Bir çok yabancı dermokozmetik markasını severek kullanıyoruz. Ancak son yıllarda gerçekten övgüyü hak eden yerli dermokozmetik markaları da çoğalmaya başladı . Yerli dermokozmetik markalarının en önemlilerinden birisi de Cosmed Cilt Bakım ürünleri.  Cosmed cilt bakım ürünleri yerli olmakla beraber, ham madde ve ambalaj tedarikini Fransa’dan yapıyor. Yani Fransız markaları ile aynı kalitede ürün sunabiliyor demek yanlış olmaz.

Cosmed Cilt Bakım

Cosmed Türk malı dermokozmetik ürünleri

 

Ürün Adı [a-z] Fiyat Mart 2014
    Tüy Azaltıcı Serum 10mlx5 Adet    yeni ürün 41,60 TL
    Yenileyici Şampuan 200ml   yeni ürün 36,80 TL
   Canlandırıcı Saç Kremi 200ml    yeni ürün 28,40 TL
   Krem Peeling 75ml   yeni ürün 37,60 TL
    Akne Bakımı Temizleme Jeli 150ml    yeni ürün 26,40 TL
    Akne Bakımı Gündüz Kremi 50ml    yeni ürün 27,20 TL
    Tüy Azaltıcı Yüz Kremi 50 ml    yeni ürün 31,20 TL
    Güneş Koruyucu Yüz Kremi SPF 50 75 ml    yeni ürün 39,20 TL
   Cosmed Vanilyalı Nem Maskesi 5ml x20 Adet    yeni ürün 49,60 TL
    Yenileyici Serum 10ml x10 Adet    yeni ürün 55,20 TL
    Body Care Anti Selülit Losyon 150ml    yeni ürün 61,60 TL
    Yüz&Dekolte Yoğun Gündüz Kremi 50ml    yeni ürün 46,40 TL
   Cosmed Günlük Şampuan 300ml   yeni ürün 25,60 TL
   Cosmed Temizleme Jeli 150ml   yeni ürün 28,00 TL
    Revolution Göz Çevresi Bakım Kremi 15 ml    yeni ürün 52,00 TL
    Hair Reducing Tüy Azaltıcı Vücut Losyonu 150ml    yeni ürün 36,00 TL
   Cosmed Ultra Nemlendirici ve Besleyici Krem 40 ml    yeni ürün 28,00 TL
   Cosmed Akne Kontrol Jeli 20ml   yeni ürün 30,40 TL
    Anti Selülit Serum 10ml x10 Adet    yeni ürün 64,80 TL
   Cosmed Yüz Toniği 200ml   yeni ürün 32,00 TL
    Complete Benefit Arındırıcı Matlaştırıcı Temizleme jeli 150 ml   yeni ürün 30,40 TL
   Cosmed Temizleme Sütü 250ml   yeni ürün 30,40 TL
    Yüz&Dekolte Kırışıklığa Karşı Gece Kremi Spf15 50ml    yeni ürün 105,60 TL
   Cosmed Ayak Kremi 50ml   yeni ürün 20,80 TL
    Kepek Önleyici Şampuan 300ml    yeni ürün 28,00 TL
    Alight Dark Spot Reducer Brightening Cream 50ml    yeni ürün 71,20 TL
   Cosmed Complete Benefit Matlaştırıcı Dengeleyici Krem SPF 15 50ml   yeni ürün 33,60 TL
   Güneş Koruyucu Losyon SPF 30 150 ml    yeni ürün 41,60 TL
    Revolution Yaşlanma Karşıtı Bakım Kremi SPF15 50 ml    yeni ürün 97,02 TL
   Cosmed El Kremi 50ml   yeni ürün 15,20 TL

 

Markanın bu ürünlerine 3 al 2 öde kampanyası ile sahip olmak ve aynı zamanda indirimlerden yararlanmak için  Dermokozmetik Cosmed Ürünleri Sayfasını ziyaret edin .

 

 

hamilelik-testi

Gebelik- hamilelik Testi ne zaman yapılmalı

Gebe olduğundan şüphe eden kadınlar, şüphelerinin doğruluk payını öğrenmek için gebelik testine başvururlar ancak gebelik testinin kesin sonuç vermesi için doğru zamanda yapılması gerekir. Peki gebelik testini ne zaman yapmak gerekir, gebelik testi ne zaman doğru sonuç verir sizler için uzmanlarımıza sorduk.

 

Gebelik testi

Gebelik testi

Kan vererek gebelik testi yaptırmak idrar testi yaptırmaya göre daha uzun ve zor bir işlem olduğu için, gebelik endişesine kapılan kadınların birçoğu pratik olan evde idrar testi uygulamasını yaparlar. Uzmanlar bu şekilde evde idrar örneği ile yapılan gebelik testinin sabah ilk idrarla yapılmasını önermekteler. Çünkü sabah ilk idrarla yapılan testin sonucu daha güvenilirdir. Evde idrarla yapılan gebelik testleri adetin bir hafta gecikmesinden sonra yapılmalıdır. Adetin 10 gün gecikmesi durumunda test sonucunun %90 doğruluk payı vardır.
Gebeliğin gerçekleşip gerçekleşmediğini kesin olarak gösteren kan ve ultrason gibi yöntemler için de yine adetin bir hafta gecikmiş olması test sonuçlarının doğruluğunu daha da artırır. Eğer ki evde yaptığınız idrar örneğiyle gebelik testinde bir hafta adet gecikmesine rağmen negatif sonuç aldıysanız, kadın doğum uzmanına danışarak kan ve ultrason yöntemiyle gebelik hakkında daha kesin sonuç alabilirsiniz.

Öte yandan hamilelik sürecinin daha iyi geçmesi ve bebeğinizin bakımı için kullanabileceğiniz ann-bebek bakım ürünleri konusunda merak ettiklerini okumak için www.mustela.tv adresine göz atın

İlaç endüstrisi paraya bakar

İlaç yan etkileri ve ilaç endüstrisi hakkında gerçekler

Gereksiz antibiyotik kullanmayın

Gereksiz antibiyotik kullanmayın

‘Tıp öldü, yaşasın ilaç endüstrisi’
İlaç yan etkileri nedeniyle ABD’de her 5 dakikada 1 kişinin öldüğünü, tıp biliminin ise gidişata ‘dur’ demek için hiçbir ciddi yaklaşım sergilemediğini ileri süren Dr. Ümit Aktaş, doktorların ve tıp eğitimin ilaç endüstrisinin kontrolü altında olduğunu söyledi, “Bugünkü tıp aslında tıp bilimi değil, ilaç firmalarının bilimidir” dedi.

Dünyada ilaç yan etkilerinin ciddi sayıda insanın ölümüne ve sakat kalmasına neden olduğunu, hastalara yıllarca yüklenen ilaçların sadece belirtileri giderdiğini ancak kronik hastalıkları tedavi etmediğini söyleyen Fitoterapist Dr. Ümit Aktaş, günümüz tıbbının bu tablo karşısında bağımsız ve bilimsel bir yaklaşımda bulunamadığını ileri sürdü.

Hem ilaç endüstrisini hem de doktorları eleştiren ve tıp alanında bağımsız bilimsel çalışma yapılmadığını kaydeden Aktaş, “Bunun en önemli sebebi; tıp ile ilgili bütün bilimsel eğitim ve çalışmaların ilaç endüstrisinin kontrolü altında olmasıdır. İlaç endüstrisi eğitimi ve bilimsel yayınları finanse ederek bütün sektörü kontrol altında tutuyor. Dolayısıyla bilimsel çalışma yaptığını iddia eden tıp, aslında bağımsız bilimsel çalışma yapmıyor ve bugünkü tıp aslında tıp bilimi değil, ilaç firmalarının bilimidir” dedi.

‘ECELİ GELDİ, ÖLDÜ DENİYOR’
Avrupa’da her yıl 197 bin, Amerika’da yılda 100 bin yani, her 5 dakikada 1 kişinin advers reaksiyon (ilaç yan etkisi) nedeniyle öldüğünü, yeterli bildirim olmadığı için Türkiye’de bununla ilgili istatistik tutulmadığını belirten Aktaş, “Nüfusa orantılayarak Amerika’nın dörtte biriyiz dersek, Türkiye’de de her yıl 20 bin, yani 20 dakikada 1 kişinin ilaç yan etkileri nedeniyle öldüğünü söyleyebiliriz. Ama bizde istatistik, kesin veri yok, yani ‘eceli geldi öldü’ denen insanların kaçının ilaç yan etkileri yüzünden öldüğü bilinmiyor” ifadesini kullandı.

Konuyla ilgili çalışmalara atıfta bulunan Aktaş, British Medical Journal’da 2004’te yayınlanan araştırmada; hastanelere yapılan başvuruların %7’sinin ilaç yan etkileri kaynaklı olduğunu, ABD’de ise ilaç toksikasyonuna bağlı ölümlerin, hastaneye yatış sebepleri arasında 4. sırada bulunduğunu söyledi.

BİTKİSEL İLAÇLARDA RİSK YOK MU?
Kimyasal ilaçlardaki bu yan etki riski, bitkisel ilaçlar için de geçerli değil mi? Bu soruya bir fitoterapist (bitkilerle tedavi uzmanı) olarak Dr. Aktaş’ın cevabı şöyle: “Hep bitkisel ilaçların yan etkilerinden bahsedilir ama hastaneye yatışlar bitkilerden değil, kaçak ham maddeler nedeniyle olmuştur. Yani onay almış ve ruhsatlı bitkisel ürünlerle böyle bir yan etki olmaz ama adam içine kaçak madde koymuş da bitkisel ilaç diye pazarlamışsa yan etki olabilir. Dolayısıyla klinik fitoterapiste danışmadan ve nereden geldiği bilinmeyen bitkisel ilaçların da kullanılmaması gerekir.”

Akut karaciğer yetmezliği yani karaciğer toksikasyonlarının %50’sinin ilaçlara bağlı geliştiğini dile getiren Aktaş, “Örneğin; parasetamol etken maddeli ilaçlar dünyada en fazla karaciğer intoksikasyonuna yol açan ağrı kesicilerdir. Amerika’da marketlerde bile satılıyor ama intoksikasyon yapar” dedi.

‘MUCİZE DİYE SUNULUYOR, ‘PARDON’ DENEREK GERİ ÇEKİLİYOR’

“Dünya tıp tarihinde ‘mucize’ diye nitelendirilen milyonlarca ilaç var ve bunlar bir süre sonra ‘pardon’ denilerek piyasadan çekilmiştir” ifadesini kullanan Dr. Aktaş’a göre, bazı ilaçlar yan etkilerinin bilinmesine rağmen piyasadan çekilmiyor: “20 yıl önce tıp fakültesinden mezun olduğumda antibiyotiklerin kalbe zararlı olabileceğine dair herhangi bir yayın veya şüphe yoktu. Ancak zamanla antibiyotiklerin ani kalp ölümlerine yol açtığı gösterildi. Üstelik öyle az görülen bir şey de değil bu, piyasadaki birçok antibiyotik için bu risk var. Örneğin geçen yıl Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), azitromisin etken maddeli antibiyotiklerin ani kalp ölümlerine ve aritmiye neden olabileceğine dair uyarı yayınladı. (FDA uyarısına ulaşmak için tıklayınız) Bu etken maddeli antibiyotikler tüm dünyada hala çok yazılıyor. Ben doktorluk hayatım boyunca verdiğim antibiyotiklerle kaç kişinin ani ölümüne veya kalp sorunu yaşamasına yol açmış olabilirim, bilemiyorum. Böyle bir etki tespit edilmişse ilacın hızla piyasadan çekilmesi gerekir ama çekilmiyor.

‘BİNLERCE BEBEK KOLSUZ, BACAKSIZ DOĞDU’

Talidomid nedeniyle anomaliyle dünyaya gelen çocuklara “flipper babies (yüzgeçli bebekler)” denmişti.

Mesela 1961’de bir talidomid faciası oldu. İlacın hamilelik bulantılarında etkili ve güvenli olduğuna dair makale yayınlandı. Sonuçta binlerce bebek kolsuz, bacaksız doğdu ve firma ‘pardon’ dedi. Şu anda yalnızca Almanya’da talidomid kurbanı olmuş 5 bin birey yaşıyor. Sonra yanıltıcı olmasıyla dillere düşen ünlü VIGOR çalışması var. Yani tıp tarihinde bunlar gibi çok sayıda örnek mevcut.”

Kolsuz Bebekler

Kolsuz Bebekler

 

‘YAPILAN ŞEY TOZU HALININ ALTINA SÜPÜRMEK’
Dr. Aktaş’ın parmak bastığı bir nokta da kronik hastalıkların tedavisi. Doktorlara; “Tüm meslektaşlarımı bir düşünceye davet ediyorum: Acaba biz hekimler kronik hastalıkları tedavi edebiliyor muyuz?” çağrısında bulunan Aktaş, yüksek tansiyon, diyabet, romatizma gibi hastalıklarda sadece belirtilerin giderildiğini ancak hastalıkların tedavi edilmediğini söyledi. Aktaş’a göre kronik hastalıklarda tıbbın yaptığı şey; tozu halının altına süpürüp görünmesini engellemek: “Doktorlar, yüksek tansiyon ve şekerle ilgili çok sayıda ilaç yazıyor. Hastalıklar kontrol altında tutuluyor ama hasta iyileşmiyor. Hasta ilaçlarını bir gün almayı unutsa tansiyonu, şekeri, kolesterolü yine yükseliyor. Yani kimyasal tıp sayesinde kronik hastalıklar tedavi edilemiyor.”

‘FİRMALARIN PARA KOYMADIĞI SÜREKLİ TIP EĞİTİMİ YOK’
Madem bazı ilaçlar bu kadar tehlikeli, doktorlar neden bunları reçetelendiriyor ve ne yapılmalı? Dr. Aktaş’ın yorumu: “Bu sorunun çok basit bir cevabı ve sebebi var; çünkü bütün dünyada tıp bilimi ile ilgili eğitimlerin ve yayınların neredeyse tamamı ilaç endüstrisinin kontrolü altında. İlaç endüstrisi işine gelen her şeyi çok güzel parlatabildiği gibi, işine gelmeyenleri de çok güzel gölgede bırakabiliyor ve bunu hiç ortada görünmeden yapabiliyor. ABD’de kongre, workshop gibi sürekli tıp eğitimlerinin %70’i ilaç endüstrisi tarafından finanse ediliyor. Kişisel gözlemlerime dayanarak, Türkiye’de ilaç firmalarının para koymadığı hiçbir sürekli tıp eğitimi olmadığını söylüyorum. Bunları Amerika’da ispatlamak mümkün ama Türkiye’de değil, çünkü Türkiye’de bu tür uygulamalar kayıt altına alınmıyor.

‘FİRMA DANIŞMANLARI ÖĞRENCİ YETİŞTİRİYOR’
Amerika’da tıbbi uzmanlık uygulamalarını içeren textbookları oluşturan bilim insanlarının %90’ı ilaç endüstrisi ile maddi ilişki içindedir. Bunlar aynı zamanda hocadır ve üniversitede öğrenci yetiştirir. Doğal olarak oradan edindiği konu neyse öğrencisine onu öğretiyor. Buradan bağımsız bilim adamı, bağımsız doktor yetişebilir mi? Ve doktorlar bu durumu sorgulamıyor.

İşte; ‘yan etkiler neden sorgulanmıyor, neden doktorlar bu işin farkında değil, neden ilaçların kronik hastalığı tedavi etmediğini düşünmüyorlar’ sorularının cevabı aslında burada yatıyor. Bilimsel anlamda cevap verecek bir akademi olmadığı için ilaç firmaları her zaman ağır basıyor. İlaç endüstrisi sonuçta ticaret yapıyor ve ürettiğini pazarlamak için her türlü çalışmayı yapacak ama bunu hem devletler hem de akademi kontrol etmeli. İlaç endüstrisi ilaç geliştirir ama hastalık tedavi etmek için uğraşmaz. Bunun için uğraşması gereken doktorlardır. Sorumluluk akademide ve doktorlardadır ama doktorlar, bilimsel çalışma için ilaç endüstrisine muhtaçsa karşı çıkma veya eleştirme noktasında olamayacaklardır.”

‘FİNANSÖR ALEYHİNE SONUÇ ÇIKMASINA İZİN VERMEZ’
Dünyada kanserle ilgili çalışmaların %90’ının kemoterapi ilaçları üreten firmalar tarafından finanse edildiğini belirten, “Finanse ettiği bir alandan kendi aleyhine bir sonuç çıkmasına izin verebilir mi?” diyen Dr. Aktaş, hastaların bir de sahte ilaç gerçeği ile uğraşmak zorunda kaldığına dikkat çekti. DSÖ verilerine göre; az gelişmiş ülkelerde alınan 4 ilaçtan biri sahte. Afrika ve Güneydoğu Asya’da satılan ilaçların %30 ila 60’ı aynı durumda. AB verileri de birlik ülkelerinde sahte ilaç pazarının yıllık bilançosunun 10 milyar, dünyada ise 60 milyar euronun üzerinde olduğunu gösteriyor.

‘TÜRKİYE SAHTE İLAÇTA LİDER KONUMUNDA’
Şu anda Türkiye’nin dünya sahte ilaç pazarında liderliği elinde tuttuğunu belirten Aktaş’ın sözleri, şifa bulmak için doktorlara ve ilaçlara umut bağlayan hastalar açısından durumun ne kadar iç karartıcı olduğunu bir kez daha göz önüne seriyor. Aktaş’ın dediğine göre tabloyu değiştirecek çözüm; doktorların ve tıp biliminin özgürleştirilmesi. Yine Aktaş’a göre, çözüm mümkün ama uygulanması zor, hatta ütopik: “Çözüm; doktorların bağımsız çalışmasıdır. Doktorları da bağımsız çalışan kurumlar denetlemelidir. Benimkisi ütopya, bu sistemde böyle bir şey olmaz ama ideal olanı budur. Bilimsel çalışmalar ve özgür tıp için bağımsız kişilerden oluşan sağlık otoriteleri olmalı ve bütün bilimsel çalışmaları bu otoriteler denetlemeli. Bu bir ideal ancak mümkün. Ama bu idealin gerçekleşmesi mümkün değildir, çünkü maalesef bugün geldiğimiz noktada tıp bilimi iflas etmiştir. Yani tıp öldü, yaşasın ilaç endüstrisi.”

Kaynak : http://www.ntvmsnbc.com/id/25501638/

 

Eczacılara Bitki Koruma ürünleri Bayiliği

Bir Türkiye garabeti daha

Eczacılara Bitki koruma ve Zirai ilaç satma yetkisi veren yönetmelik ve ruhsat için sınav utancım :

Eczacıların İlaç dışı ürünleri ve dermokozmetik ürünleri  internet üzerinden satışına yasak getiren Sağlık Bakanlığı ve bu yasağı çıkartmak için epeyce uğraşan Türk Eczacıları Birliği ve Pharmetic üyelerinin üstün başarılarına ithafen:     Garabette zirveyi yakalamış olmanızı tebrik ediyorum .

Torba yasaya eklenen “Eczane eczacıları ve eczaneler adına internet sitesi açılamaz” ibaresi , eczacıların bu gibi işler nedeni ile mesleklerini ihmal etmemeleri gerektiği ve eczacıların asıl işleri olan halk sağlığı ve ilaç konusunda danışmanlık ve sağlıklı ilaç ve ilaç dışı sağlık ürünleri kullanımı konusunda görevlerini eksiksiz yürütmelerini temin  amacı ile konulmuş.  En masum gözüken niyet bu. Oysa bakın aynı kişiler eczacılara ne işler yapmalarını öneriyor. İlaç fiyatlarındaki anormal ve zoraki damping eczacıları ekonomik açıdan zorda bırakınca eczacılara yeni alanlar açmak için akıllarını fazlaca zorlayan kişiler,  bakınız neler düşünmüşler:

Eczaneler bitki koruma ürünleri ve zirai ilaç satabilecekler .

Bunun için Tarım Bakanlığınca açılan sınavı 100 üzerinden 70 barajını aşarak geçmek gerekiyor.

8 Mart 2014 Cumartesi günü Bitki Koruma ürünleri bayilik ve toptancılık sınavına girdim. Sınavdan 70 ve üzeri puan alanlar bayilik ve toptancılık ruhsatı almaya hak kazanacaklar. 

Sınava girme hakkına sahip olanlar, Ziraat Mühendisleri, Ziraat Teknikerleri, Kimya mühendisleri  ve Kimyagerler. Sınav Ankara’da milli eğitim bakanlığı denetiminde gayet ciddi şekilde yapılıyor.

Önceden kaynak bulamadığım için sınava hazırlıksız gitmek zorunda kaldım. Ürünlerin satışı ve toptancılığı için genel hijyen ve sağlık bilgileri, kısmen zehirlenme ile ilgili bilgilerin yeterli olabileceği gibi bir saflıkla sınavın gerçekleşeceği okul önünde beklemeye koyuldum . Etrafımdaki  diğer  kişilerin büyük oranda genç, işsiz ve gerçekten ziraat mühendisi, ya da teknikeri olduğunu gördüm. Sınavın gerçekten zor olduğunu, aylardır hazırlandıklarını söyleyenler vardı. Hatta okuldan mezun olmak bile bu kadar zor değildi diyenler oldu. Son derece detaylı bitki bilimi, ve bitki zararlıları ile ilgili sorular gelebiliyormuş.

Örneğin :

28. Aşağıdakilerden hangisi fumigant değildir?
A) Aluminyum fosfit B) Dichlorvos
C) Methyl Bromid D) Cypermethrin

52. Yaprak kıvırcıklığı (Taphrina deformans (Berk)
Tul) hastalığı aşağıdaki ürünlerin hangisinde
zarar yapar?
A) Elma B) Patates C) Şeftali D) Buğday

55. Sert çekirdekli meyve ağaçlarında fungal
hastalıklara karşı kış mücadelesinde aşağıdaki
ilaçlardan hangisi kullanılır?
A) Kükürtlü preparatlar B) Bordo bulamacı
C) Sistemik fungusitler D) Kalaylı bileşikler

55. Sert çekirdekli meyve ağaçlarında fungal
hastalıklara karşı kış mücadelesinde aşağıdaki
ilaçlardan hangisi kullanılır?
A) Kükürtlü preparatlar B) Bordo bulamacı
C) Sistemik fungusitler D) Kalaylı bileşikler

Bu örnekler elbette çoğaltılabilir.   İşin 3 boyutu var :

1-  Türkiye de 100.000’in üzerinde fakülte mezunu Zıraat Mühendisi kendi alanlarında çalışacak iş bulamıyor. Çoğu işsiz ya da farklı sektörlerde çalışıyor. Her yıl 4.000 yeni ziraat mğhendisi bu işsizler ordusuna katılıyor. Öte yandan 250 bin’e yakın Ziraat Teknikeri ve teknisyeni işsiz ya da mesleki alanları dışında çalışıyor. Her yıl 8.000 civarında yenileri mezun ediliyor.  Kendi mesleki alanlarının kimyager ve eczacılara açılıyor olmalarına öfkeliler . Eczacılar için “Allah gözünüzü doyursun” dediklerine bizzat şahit oldum ve eczacı olduğumu söyleyemedim.

2- Eczacılık mesleği ile uzaktan yakından ilgisi olmayan bu işlere eczacıları bulaştırmanın mantığı ne? Bir eczacı olarak mesleğimi ve mesleğimle ilişkili işleri yürütmek istiyorum elbette. Dermokozmetik, cilt sağlığı ile bağlantılı bir iş. Bu ürünleri internet üzerinden de satıyor olmak mesleğime ne kadar engel olabilir? Eczaneden yüzyüze yapılan satış çok daha fazla vakit alıyor. Oysa internet üzerinden soru soran da alışveriş yapan da her şeyi digital ortamdan ve çok daha pratik hallediyor. Bu işi eczacılar değil de başkalarının internet üzerinden yapması ,serbest ve yasal. Eczacı yapınca ne oluyor? Eczacı mesleğini ihmal etmiş oluyor. Peki ya kımıl zararlısı ile mücadele, ya da koca boynuzlu limon böceğinin larvalarını yok etmek ne ola?

3- Eczaneler hasta insanların, ya da sağlıklarına dikkat eden insanların , anne ve bebeklerin sıkça girdikleri yerler. Tarım ilaçlarının ya da bitki koruma ürünlerinin satışı için uygun yerler değil. İlaç ve medikal ürünler ile bu tip diğer kimyevi maddelerin  bir arada bulunması doğru değil. Bir arada bulunmasın başka bir mekandan satılsın derseniz o zaman da eczacıyı görevi başından kopartmış olursunuz. Bu satışı  eczacı dışında biri de yapabilir , bu eczacının mesleğini yapmasına mani olmaz deseniz, o zaman sınava neden giriliyor? Ya da eczacı internet üzerinden satışı başkalarına yaptıramaz mıydı da mesleğini yapmasına engel olur diye yasaklandı?

Sonuçta hiç bir şekilde bu iki hadiseyi açıklamanın bir  mantıklı yolu yok.

Bu akıllara zarar uygulamaya dikkat çekmek istedim. 

Burada resmen bir mesleki garabet, ya da ben yapamıyorum başkaları da yapmasın düşüncesi hakim.  

Eczacılara da meslekleri ile hiç ilgisi olmayan ve resmen başka bir meslek dalının alanına giren işleri yapmayı önermek büyük bir  hakaret olsa gerek.. “İlaç fiyatları düştü geçinmekte zorlanıyorsunuz , alın zirai ilaç satın” ne demek Allah aşkına?  Simit satarım daha iyi , en azından  gidip o mesleğin okulunu okumuş ve mezun olunca açıkta kalmış bir başka meslek gurubunun alanına tecavüz etmiş olmam. 

 

 

 

 

 

Eczacı Mesleki Hak

Eczacı Mesleki Hakkı

Reçete tarifi ve ilaç bilgileri için eczacılara ülkemizde 25 kuruş verilirken, dünyanın diğer ülkelerinde ise uygulama çok daha farklı . Ülkemizde eczacılık mesleki hakkının düşük olması ve ilaç fiyatlarının çok ucuzlaması nedeni ile ekonomik kayba uğrayan eczacılar, dermokozmetik , Fitoterapi gibi diğer ilaç dışı alanlara kaydılar.

Kanada eczane eczacıları

Kanada eczane eczacıları

Kanada’nın Nova Scotia eyaletinde bir eczacının, nasıl kullanılacağını tarif ettiği ilaçlar için müşterisine 52,5 Kanada doları fatura kesti.
Kanada’nın Nova Scotia eyaletine bağlı Waverly kentinde bir eczacıcı, ilacın nasıl kullanılacağını anlattığı müşterisine 52,5 Kanada doları fatura kesti.

Yılboyu kullandığı ilaçların bedelini vergi iadesinde kullanmak için, eczaneden fatura ve yazılı döküm alan Kadanalı Colin Clarke, listede “ilaç incelemesi (medication review)” başlığını görünce eczane yönetimine başvurdu. Eczane yönetiminden, ilaçların nasıl kullanılacağını, yan etkilerinin neler olduğunu ve devamlılık gibi hususlarda müşterilerin yazılı ve sözlü olarak bilgilendirildiğini ve bunun da bir ücrete tabi olduğunu öğrenen Clarke, faturaya itiraz etti.

Yerel ve ulusal basının da yer verdiği konuyla ilgili konuşan Clarke, “Hiçbir zaman ilaçlarımı nasıl kullanacağıma ilişkin sözlü ya da yazılı bilgi istemedim ama bu parayı benden almışlar” diyerek şaşkınlığını ifade etti.

Eczane yönetimine, aldıkları parayı iade etmeleri için başvuran Clarke, “Vermezlerse mahkemeye gideceğim” dedi.

Colin Clarke’ın itirazıyla ortaya çıkan uygulamada, 52,5 dolarlık ücretin 36,75 dolarını devlet, geri kalan 15,75 dolarını ise vatandaş ödüyor.

Kaynak :  http://www.medimagazin.com.tr

Menu Title