Aylar: Şubat 2014

Erkek kısırlığı

Erkek Kısırlığı ve sebepleri

Kısırlık denince akla kadınlarla ilgili problemler gelirken , son yıllarda erkeklere dayalı kısırlık sorununda yaşanan patlama , bilim adamlarını korkutuyor.  Sperm kalitesinin bozulması ve sayısının azalması da ciddi tehlike taşıyor.

İnsan Spermleri

İnsan Spermleri

Sperm sayısındaki düşüş alarm veriyor

Dünya Sağlık Örgütü normal sperm sayısı standardını 20 milyondan 15 milyona düşürdü. Bu durumun altında yatan en önemli etkenler ise çevresel faktörler ve stres.  

Dünya genelinde erkeklerdeki sperm sayısındaki genel düşüşe dikkat çeken Eurofertil Tüp Bebek Merkezleri Medikal Direktörü Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hakan Özörnek, erkeklerde kısırlığı tetikleyen en önemli sebeplerin başında stresin geldiğini, özellikle de stres oranı yüksek işlerde çalışan erkeklerde sperm veriminin düştüğünü belirtti. Öte yandan ısıya maruz kalınan mesleklerde de sperm kaybı oluştuğuna parmak basan Özörnek, sigara içen erkeklerin eşlerinde de daha sık düşük oluştuğunu söyledi.

 

Günümüzde kısırlık vakalarının yüzde 50’sinin erkek kaynaklı olduğunu belirten Dr. Özörnek, bugün dünyada görülen kısırlık vakalarının yüzde 50 oranında erkeklerdeki sperm eksikliğine bağlı sorunlara dayandığını, stres ve yüksek ısıya maruz kalan erkeklerin sperm hareketliliğinde düşüş ve yapısal bozulmalarla karşılaştığını ifade etti.

YÜKSEK SICAKLIK TAŞIYAN  ORTAMLARA DİKKAT

Dr. Özörnek’in verdiği bilgilere göre, sıcak ortamlarda çalışan ve yüksek ısıya maruz kalan fırıncılar, dönerciler, aşçılar, hamam ve sauna çalışanları, altın/gümüş ayar evlerinde çalışanlar, uzun yol şoförleri gibi sürekli oturarak çalışan erkelerde de ısıya maruz kalmaya bağlı kısırlık görülme oranı artıyor. Diğer önemli faktörlerden biri de radyasyon. Görevleri gereği radyasyona maruz kalan radyoterapi, radyoloji ve nükleer tıp çalışanlarında de kısırlık görülebiliyor.

Kimyasal solumaya neden olan mesleklerin de risk grubunda olduğunu vurgulayan Dr. Özörnek, petrokimya gazlarının dumanına maruz kalacak şekilde çalışanlar arasında kısırlığın yoğun görüldüğünü, böcek ilaçlama  ve kimya sektöründe çalışanların da sorun yaşadığını belirtti.

Dengesiz ve Sağlıksız Beslenme önemli bir sebep

Sperm kalitesinin bozulması ve sperm sayısındaki düşüş dengesiz beslenme, hareketsiz yaşam , alkol ve sigara tüketimine de dayanabiliyor. Uzmanlar erkek yaşamındaki yaratılışıa aykırı değişikliklerin gelecek nesillerin gen kalitesinde bozulmaya yol açabileceği konusunda endişeli.  Kadınlarda kalitesiz makyaj da bu olumsuzlardan biri olarak görülüyor. Kaliteli cilt bakımı ve dermokozmetik makyaj ürünleri için böyle bir sıkıntı olmadığını belirten uzmanlar , özellikle akne ve benzer cilt problemlerine sebep olabilen ucuz makyaj ve bakım ürünlerinden kaçınılmasını tavsiye ediyor.

Özellikle hazır gıda ve fast food sektöründe kullanılan katkı maddeleri, deterjan , koruyucu ve yapay parfümlerinde kuşku ile bakılması gereken maddeler olduğu ortada. Diğer yandan sigara alkol ve uyuşturucu tüketen erkeklerin belirgin şekilde sperm kalitesizliği yaşadığı önceden beri biliniyordu.

Manyetik alan ve radyo dalgalarının sperm kalitesi üzerine olumsuz etkileri var.

Cep telefonlarının sperm kalitesine etkileri

Cep telefonlarının sperm kalitesine etkileri

Spermlerin hareket yeteneklerini ve yumurtayı bulma yeteneklerinin elektrik yüküne dayalı olduğunu gösteren deney sonuçları var. Bu durumda cep telefonu, radyo dalgaları, manyetik alanlar, baz istasyonları vs. gibi etrafımızı kuşatan olumsuzlukların spermlerin normal fonksiyonlarını yitirmelerine sebep olması sonucu da kaçınılmaz görünüyor. Erkeklerin cep telefonlarını pantolon ceplerinde  ve testislerine yakın bölgede tutmaları bu nedenle pek istenmeyen bir davranış haline geliyor.

Bu konudaki önemli bir bilimsel araştırma :  https://www.clevelandclinic.org/reproductiveresearchcenter/info/projmaleinf.html

Bebek planlıyorsanız bir arınma dönemi planlayın

Bebek sahibi olmayı planlayan çiftlere önemli bir önerimiz şu, hem kadın hem de erkek için bir yumurtmalam dönemi boyunca ciddi bir arınma dönemi yaşamaları.  Alkol sigara ve diğer olumsuzluklardan mümkün olduğunca uzak,  ilaç ve diğer kimsayallardan kaçındığınız, doğal ve sağlıklı beslendiğiniz, bol su tükettiğiniz ve manyetik alan ve radyo dalgalarından olabildiğince uzakta bir dönem geçirin. Bu şekilde doğal seleksiyonla en iyi sperm ve en iyi yumurtanın buluşmasına az da olsa katkıda bulunmuş olursunuz.

Çay Kahve ve Sigara bağımlılığı

Sigara-kafein içeren çay ve kahve gibi içeceklerle birlikte  daha tehlikeli

Nikotin ile birlikte alınan kafeinin daha keyif verici olduğunu belirten uzmanlar, kafein ile tüketilen sigaranın daha fazla bağımlılık yaptığını söylüyor.

Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ekin Altın, nikotin ile birlikte alınan kafeinin daha keyif verici olduğunu belirterek, “Tek başına kafein tüketimi sırasında vücut bu keyfi hatırlayıp, nikotin de almak istiyor. Bu durumda nikotin ve kafeini bırakma zorluğu artıyor. O yüzden sigarayı bırakanların aşırı kafein tüketimini de bırakması gerekiyor” dedi.

 

Koah ve Sigara

Koah ve Sigara

Ekin Altın yaptığı yazılı açıklamada, nikotin ile birleşen kafeinin bağımlılık yapma olasılığının çok daha fazla olduğunu belirterek, bunun en temel sebebinin sosyal alışkanlıklar olduğunu, nikotin ile kafein bir arada alındığı için beyinde birbirini tetikleyen bir bağımlılık zinciri meydana geldiğini ve bu yüzden sigarayı bırakanların aşırı kafein tüketimini de bırakması gerektiğini söyledi.

Ekin Altın, Türkiye’de çay ya da kahve tüketiminin çok yaygın olduğunu, tiryakilik şeklindeki bağımlılığın neredeyse sıradan bir durum olarak algılandığını ifade ederek, “Bu içeceklerin içerdiği kafein, tüketimi ne kadar çok olursa olsun, insanlarda bağımlılık oluşabileceğine dair bir fikir uyandırmıyor. Oysaki günde 700 miligramın üzerinde kafein alımı bağımlılık anlamına geliyor, bu da yaklaşık 2-3 fincan kahve ve 7-8 bardak çaya eşit. Bağımlıların yoksunlukları, ‘kahve içmeden uyanamıyorum’ bahanesiyle başlıyor ve gün içindeki tüm boş vakitler kafeinli içeceklerle dolduruluyor. Gereksinim karşılanamadığında; baş ağrısı, yorgunluk, uykusuzluk ya da uyku hali, konsantrasyon eksikliği, iş gücü kaybı gibi yoksunluk belirtileri ortaya çıkarken, beraberinde depresyon, ülser başlangıcı ve çarpıntı gibi ciddi sağlık sorunları da gözlenebiliyor” bilgisini verdi. Bunun yanında aşırı kafein tüketiminin hipertansiyon ve ritim bozukluklarına sebep olduğu da bilinen gerçekler arasında. 

Kahve yüksek oranda kafein içeriyor.

Kahve yüksek oranda kafein içeriyor.

Kafeinin çocuklar başta olmak üzere tüm yaş gruplarında önemli sağlık sorunlarına davetiye çıkardığının altını çizen Altın, özellikle sigarayı bırakanların kafeini de bırakması gerektiğini, aksi halde vücudun kafeini nikotin gibi algılayabildiğini ve yoksunluk belirtilerini daha da artırdığını kaydetti.

Yüksek dozda kafein tüketimi sonucunda oluşan bağımlılıkta vücudun ihtiyaç duymaya başladığı doz alınamadığında, günlük hayatı olumsuz etkileyen yoksunluk hislerinin baş gösterdiğini anlatan Altın, şu ifadelere yer verdi: “En yaygın yoksunluk belirtileri baş ağrısı, yorgunluk, halsizlik, uykusuzluk ya da uykulu olma hali, sersemlik hissi ve sık esneme, konsantrasyon, motivasyon ve dikkat eksikliği sebebiyle meydana gelebilecek düşük performans gibi işte karşılaşılabilecek zorluklar, mutsuzluk, can sıkıntısı, tedirginlik gibi huzursuzluk hisleri, üzüntü, halsizlik, endişe, isteksizlik, küskünlük gibi depresyon belirtileri, sinirlilik, düşünsel aktivitede ve hafızada yavaşlamadır. Kafein bağımlılığı, günlük alınan kafein miktarına göre belirlenebildiği gibi, yoksunluk belirtileri de bağımlılıkla ilgili ipuçları veriyor. Günde 700 mili gramdan daha fazla alınan kafein, bağımlılığı işaret ediyor. Kahvenin çeşidine ve gün içinde diğer kafein alımlarına bağlı olarak, günde ortalama 7-8 bardak çay ve 2-3 bardak kahve, 700 mili gramı tamamlamaya yetiyor. 1 bardak demli çayda 40-80 mili gram kafein bulunuyor.”

Altın, özellikle sabahları günlük kafein alımını yüksek tutanlarda kahve içmeden güne başlayamama sorununun gözlendiğini dile getirerek, kahve içmeden uyanamayanların bağımlılık sınırına ulaştığını söyledi.

“ÇOCUKLARI HEDEF ALAN GIDALARDA KAFEİN VAR”

Diyetisyen Ekin Altın, bir an önce aşırı kahve alışkanlığını bırakmak ve alternatif içeceklere yönelmek gerektiğine işaret ederek, güne suyla başlamanın çok daha faydalı olduğunu, sabahları taze nane yaprakları ve bir tatlı kaşığı tarçın ile tatlandırılan bir bardak su içildiğinde, vücudun kafeinden çok daha sağlıklı bir şekilde uyandığını ve metabolizmanın çalışmaya başladığını vurguladı.

Bitki çaylarının da güne başlamak için sağlıklı bir alternatif olduğuna dikkat çeken Altın, “Bitki çaylarının uyku getirdiği algısı yanlış. Sakinlik ve rahatlama yaratabiliyorlar ancak uyku ile ilişkili bir probleme yol açmaları söz konusu değil. Bu yüzden sabahları zencefil ya da tarçın gibi bitkilerin çayları ile de güne başlanabilir. Kafein bağımlılığı uykusuzluk problemleri, kalsiyum kaybı, hızlı ve düzensiz kalp atışları, çarpıntı, kan şekerinin ve kolesterolün yükselmesi, mide asidinin aşırı salgılanması sonucu ülser riski, kaygı bozuklukları ve depresyona davetiye çıkarıyor” ifadesini kullandı.

Ekin Altın, sigara ile kahve ya da çayın birlikte tüketilmesinin ayrı ayrı tüketilmesine göre daha çabuk ve şiddetli bir bağımlılığa neden olduğuna dikkati çekerek, özellikle sigarayı bıraktıktan sonra aşırı kafein tüketimine devam edenlerde vücudun kafeini nikotin gibi algıladığını ve yoksunluk belirtilerinin daha da arttığını dile getirdi.

Nikotin ile birlikte alınan kafeinin daha tatmin edici olduğunu, tek başına kafein tüketimi sırasında vücudun bu keyfi hatırlatıp nikotin de almak istediğini vurgulayan Altın, bu durumda nikotini ve kafeini bırakma zorluğunun arttığını ve sigarayı bırakanların aşırı kafein tüketimini de bırakması gerektiğini kaydetti. Sigarayı yeni bırakmış kimselerde çay kahve tüketimi esnasında sigaraya duyulan özlem en üst düzeye çıkıyor.

Altın, özellikle çocukları hedef alan birçok üründe yüksek miktarda kafein bulunduğuna vurgu yaparak, tüm gazlı içecekler, enerji içecekleri, içine kakaonun girdiği tatlı, dondurma ve çikolata çeşitlerinin farkına varmadan çocukların kafein almasına sebep olduğunu kaydetti. Çocuklarınıza içecek ve yiyecek alırken mutlaka içeriğine dikkat edin ve uzak durulması gereken maddeler listesine kafeini de ekleyin.

Çocukların kafeinin zararlı etkilerine daha duyarlı olduğuna ve daha hızlı bağımlılık kazandıklarını anlatan Altın, yapılan araştırmaların çocukların kafeine yetişkinlerden 3 kat daha duyarlı olduklarını ortaya koyduğunu, çocukların günde içtiği 1 kutu kolanın, 3 fincan kahveye eş değerde olduğunu söyledi.

Altın, gün içinde kafein gereksinimi duyulduğu anlarda su tercih etmenin hem sağlıklı bir alternatif olduğunu hem de kafeinin etkilerinin vücuttan atılmasını hızlandırdığını belirterek, çayın da en az kahve kadar yüksek kafein oranına sahip olduğunu, kahve ve çay tüketimini en aza indirmenin kafein bağımlılığından kurtulmak için ilk koşul olarak görüldüğünü ifade etti.

İts ilaç takip sistemi artık cepte

İlaç bilgileri artık  akıllı cep telefonlarında

İTS

İlaçlar karekod ve its

Sağlık Bakanlığının Türkiye sınırları içerisine giren her ilacın takibini yürüttüğü İlaç Takip Sistemi’nden (İTS) artık vatandaşlar da akıllı telefonları aracılığıyla yararlanabilecek.

Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ekrem Atbakan, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunda düzenlediği basın toplantısında, sistem hakkında bilgi verdi. 

Atbakan, İTS‘nin tüm dünyada uygulanan takip ve izleme sisteminin ilaç sektörüne uyarlanmış şekli olduğunu belirterek, bu sistemin, ürünlerin tedarik ve dağıtım süreçlerindeki konumunun belirlenebilmesini sağladığını söyledi. Elektronik ürün kodu teknolojisi sayesinde ilaçların, üretim veya ithalatından itibaren tedarik zincirinde gerçekleştirdiği her hareketin izlenebildiğini anlatan Atbakan, karekodlar sayesinde ürünün son görüldüğü konum, zaman ve durumun gerçek zamanlı bir veri tabanında kaydedildiğini belirtti.

Sağlık Bakanlığının bu alanda bir ilke imza attığını, İlaç Takip Sistemi’ni 2010’da kurarak ülke çapında hayata geçirdiğini hatırlatan Atbakan, “Şu anda ABD’nin dahil olduğu 25’ten fazla ülke, bizim bu projemizi defalarca geldi, inceledi, bizlerle görüştü” dedi.

Atbakan, İTS’nin ilaç sahteciliği ve ilaç kaçakçılığını önleyerek orijinal ve güvenilir ilaç tedarik edilmesini sağladığını vurgulayarak, sistemin üretici, ithalatçı, ecza deposu, eczane, geri ödeme kurumu gibi paydaşlarından alınan bildirimlerle bir ilacın yalnızca bir kez satılmasının kontrolünü yaptığını ve kupür sahteciliğini önlediğini kaydetti.

Sistem dahilinde ilaç sorgulamasının kurumun internet sitesindeki İlaç Takip Sistemi bölümünden yapılabildiğini anlatan Atbakan, “Burada ilgili sayfa açıldığında, ilaç kutusunun üzerindeki barkodun yanında yer alan (01) ile başlayan kodu başında (01) olmadan Barkod no alanına, (21) ile başlayan kodu başında (21) olmadan Seri no alanının doldurulması gerekir. Sayfada verilmiş güvenlik kodu yazıldıktan sonra ilaç hakkında hemen bilgi gelecektir” dedi.

İLAÇ HAKKINDA TOPLATMA KARARI OLUP OLMADIĞINA BAKILACAK

Atbakan’ın mobil uygulamaya ilişkin verdiği bilgiye göre, uygulamayla, vatandaş ilaç kutularının üzerindeki karekodu akıllı cep telefonlarına okutarak ya da elle sorgulayarak temin ettiği ilacın durumu hakkında bilgi sahibi olabilecek. İTS ilaç takip sisteminin hastalara getirdiği bir kolaylık daha böylece hayata geçmiş oluyor. Bunun da ötesinde ileride hastaları yönlendirecek, ilaçlarını zamanında ve eksisiz kullanmalarını ve biten ilaçlarını zamanında yazdırıp yeniden alabilmelerini sağlayacak düzenlemelerin de önü açılmış oluyor. Ancak ilaç sektöründe eczacıları baypass edebilecek uygulamalardan çekinen eczacılar da yok değil. 

Bu şekilde vatandaş, ilacın sahte ya da piyasadan toplatılmış olup olmadığı ya da son kullanma tarihinin geçip geçmediğine ilişkin kesin bilgiye erişmiş olacak. Sorgulamayla söz konusu ilacın Sağlık Bakanlığında kayıtlı olup olmadığı da belli olacak. Zararlı madde, yan etkisi tespiti gibi nedenlerle piyasadan toplatılma kararı olan ilaçların bilgisine de İTS mobil uygulama sayesinde ulaşabilecek.

Sistemin kullanımın çok basit olduğunun altını çizen Atbakan, ilacın karekodunun telefonun kamerasının tam karşısına getirilerek odaklanmasının yeterli olduğunu vurguladı. Atbakan, “Bu aşamadan sonra, bize bir saniye kadar süre içinde bizim İTS sistemine bu numarayı göndererek bir cevap alıyor ve o cevaba göre kişinin ekranına bilgi geliyor. Zaten yüzde 99.99 oranda gelecek olan bilgi, ‘ilacınız sistemde kayıtlıdır’ şeklinde olacaktır. Çünkü, bugüne kadar bundan daha yüksek oranda bu mesaj çıktı” dedi.

Nöbetçi Eczane

Nöbetçi Eczane

 “ECZACILAR GÖNÜLLÜ SAĞLIK DESTEKÇİSİDİR”

Atbakan, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

“Eczaneler, sahte ilaç mı satıyor ki Bakanlık böyle bir uygulamaya gerek duydu? Bakanlık, eczanelere güvenmiyor mu” sorusu üzerine Atbakan, şu yanıtı verdi:

“Bunu dünyada ilk yapan biziz, ancak sahte ilaç sıkıntısını büyük ölçülerde yaşayan bir ülke değiliz. Bu sistem, zaten işliyordu. 24 binden fazla eczanemiz var, bunlar adeta Sağlık Bakanlığının gönüllü elemanları gibi çalışır. Eczacı, mahallesindeki vatandaşların gönüllü sağlık destekçisidir zaten. Bu konuda, ‘sahtecilik yapıyor’ demeyi bırakın, aklımızdan bile geçirmeyiz. Devletin zemini takip edilebilir halde gerektiğinde de herhangi bir arıza halinde sorumlusunu görebilmesi görevidir.” 

Bir kişinin eczaneden ilacını aldıktan sonra eczacının gözü önünde sorgulama yapmasının ikili arasındaki güven ilişkisini zedeleyip zedelemeyeceğine ilişkin soru üzerine de Atbakan, “O hareketten, bir öncesinde zaten eczacı bunu yapıyor. Niye zedelesin ki?” dedi.

Atbakan, vatandaşların ilaçlarını mutlaka eczaneden temin etmesi gerektiğini vurguladı.  Eczane dışından ilaç temini sağlık riski oluşturan sahte ya da bozulmuş ya da kontrol dışı kaçak ilaçlara maruz kalmanıza sebep olabilir. Bu nedenle mutlaka ilacınızı eczaneden ve eczacınızdan alınız.

Bu sistem aynı zamanda reçetesiz ilaç satışının önlenmesi açısından da fayda sağlayabilecek bir uygulama olabilir. Hastaların ilaçların yan etkileri konusunda doğrudan bilgi vermeleri için de sistemin kullanılıp kullanılamayacağı önümüzdeki dönemde belli olacak.

Menu Title